17 Ekim 2014 Cuma

DÜNYADA BİLİNEN İLK ŞAİR

Günümüz kadınlarını düşünüyorumda durumları içler acısı. Bir millet kadınlarına sahip çıkmalı ki büyük bir medeniyet kurabilsin. Ne yazık ki ülkemizde  iki günde bir kadın öldürülüyor. Kadınlara yapılan zulmün  en büyük nedenleri ülkemizdeki düşük  eğitim seviyesi,  yıllardır süregelen ve halen devam etmekte olan yanlış eğitim politikalarıdır. İnşallah bu toplumsal travmaları bir an önce atlatırız.

Siz değerli okuyucularıma zamanını aşmış ve binlerce yıl geriden bize ışık tutan bir kadını Ay rahibesini ve dünyanın bildiği ilk şairi anlatmak istiyorum.

ENHEDUANNA (M.Ö.2285-2250)


Enheduanna
 Enheduanna, adı ve ürettikleri tarihe geçmiş olan, dünyanın ilk yazarı ve şairidir. Yeryüzünün bilinen ilk imparatoru olan Agade kralı Sargon’un kızı ve bir ay rahibesiydi. Agade imparatorluğu, toprakları Akdeniz’den Pers ülkesine kadar geniş bir alanı kapsıyordu. Sargon, yazılı kayıtların ışığına yansıyan tarih öncesi çağların loş karanlığında görünen ilk ve en önemli liderdir. Erken ilk bin yılda, çivi yazısıyla tabletlere kaydedilerek günümüze ulaşan şu sözlerin, Kral Sargon’a ait olduğu kabul edilmiştir: “Bana gebe kalan kutsal annem, beni gizlice dünyaya getirdikten sonra, hasırdan bir sepete koymuş ve kara sakızla her yanını ziftlemiş ve nehre emanet ederek akıntıya bırakmış. Nehir beni bir çiftçi olan Akki’ye götürmüş. Akki beni oğlu olarak yetiştirdi... Bahçıvanlık yaptığım sürede ve elli dört yıl süren krallığım boyunca Tanrı İştar beni sevdi ve korudu.” Sargon’un kişisel özelliklerinin ayrıntılı olarak anlatıldığı bu metinlerde, ayrıca yazar olan kızı Enheduanna’yı da karakterize etmektedir. Şairin kişisel tarihi, hayli yüksek derecede politik şiirlerinden anlaşılmaktadır. Şiirlerindeki kozmik vizyon ve etiksel izlek İsaiah’ı çağrıştırır. Şiirleri de Sümerlerin sevgi Tanrıçası İnanna içindir. Yeryüzüne, ona yardıma ve ihtiyacı olduğunda yanında olmak için bir dost olarak gönderilmiş olan bir yarı-tanrı ile konuşur. Şiirlerinde, şaşırtıcı metaforlar, yalınlık ve duyarlılıklar vardır. Şiirleri, Sappho’nun yarı-tanrı Afrodit için yazdığı şiirleri çağrıştırır. Taş bir tablette, yanında çalışan üç yardımcısı tarafından, yüksek din görevlilerinin özellikleri ve benzerlikleri ayrıntılarıyla betimlenmiş, şairin kişisel özellikleri, giysilerine varana dek cömertçe sergilenmiştir. Buraya alınan şiirleri, “Enheduanna’nın Mutluluğu” İnnana’ ya adanmış bir şiirin on sekiz bölümünü içermekte olup, çiviyazısı tabletlerden alınmıştır. Şairin, kendisine ait olduğu araştırmalar sonucu kesinleşmiş olan ve tapınakta okunmak üzere yazıldığı anlaşılan kırk iki adet ilahisi vardır. Enheduanna’ya atfedilen diğer bazı şiirlerin ise ona ait olduğu kesinlik
 kazanmamıştır.
  




Şiirlerinden bazıları:


                                                                                          

Tanrıça İnanna
''...Sen taşkın bir selsin dağlardan inen,          
Ah, her şeyden önce gelen,

 AY tanrıçası İnanna, cennetin ve dünyanın                            tanrıçası!                        
Ateşin kıvılcımlar saçıyor ve sıçrıyor halkımın üzerine.
Bir hayvana binmiş hanım,
An sana üstünlük veriyor, kutsal buyruklar;
Ve sen işte böyle davranıyorsun.
Bütün büyük ayinlerimizde sen varsın.
Ama kim anlayabiliyor ki seni gerçekten?
...


veya



'' ...
Hayatım alevler içinde.
O beni dağlardaki böğürtlen dikenlerinde
mecbur etti yürümeye.
Sıyırdı başımdan,
bir baş rahibeye yaraşan tacı.
Bir hançer ve bir kılıç verdi elime,
ve dedi;
“senin için yapıldı bunların ikisi de,
çevir onları hemen kendi öz bedenine''



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder